Küresel Isınma

Sekiz soruda iklim değişikliği
1 Şubat, 2006 07:31:00 (TSİ)
İklim değişiyor, dünya ısınıyor. Bilim adamları kuraklık, seller ve olağanüstü hava koşulları konusunda sürekli olarak uyarılarda bulunuyor. Giderek artan etkilerin en büyük sebebi ise insan.
1) İklim değişikliği nedir?
Dünyanın ısısı düzenli olarak artıyor. Küresel ortalama yüzey ısısı şu anda 15 santigrat derece civarında. Jeolojik ve diğer bilimsel kanıtlar, geçmişte yüzey ısısının en yüksek 27 santigrat, en düşük de 7 santigrat derece olduğunu gösteriyor.
Fakat bilim adamları doğal dengenin, insanlardan kaynaklanan yoğun bir ısınma süreciyle bozulduğunu ve bu durumun dünyadaki hayatın büyük bölümünün tabi olduğu iklimin istikrarı için önemli çıkarımlara yol açacağını söylüyor.
2) Sera etkisi nedir?
Sera etkisi, atmosferde oluşan bir tabakanın yarattığı etki. Bu tabaka Güneş’ten gelen ışınların dünyadan yansıdıktan sonra tekrar atmosferin dışına çıkmasını engelliyor. Sera etkisi olmasaydı dünya son derece soğuk bir gezegen haline gelirdi.
Sera etkisini artırarak dünyanın normalden fazla ısınmasına neden olan gazlardan bazıları karbondioksit, metan ve azotoksit. Bu gazlar modern endüstride ve tarımda kullanılıyor, fosil yakıtların yanmasıyla açığa çıkıyor.
Atmosferin konsantrasyonu her geçen gün artıyor. Örneğin atmosferdeki karbondioksit konstanstrasyonu 1800′lü yıllardan beri yüzden 30′dan daha yüksek bir seviyede arttı.
Bilim adamlarının büyük bir çoğunluğu sera etkisi yaratan gazların salımındaki artışın, dünyanın ısısının yükselmesine neden olacağını düşünüyor.
3) Isınmanın kanıtı ne?
Sıcaklık kayıtları 19′uncu yüzyıl sonlarında tutulmaya başlandı. Ortalama küresel sıcaklık 20′nci yüzyılda yaklaşık 0.6 santigrat derece arttı. Sıcaklığın artmasıyla buzulların erimesi nedeniyle deniz seviyeleri de 10-20 santinmetre arasında yükseldi.
Arktik deniz buzları, son birkaç 10 yılın yaz ve sonbahar döneminde yaklaşık yüzde 40′a varan oranda inceldi. Buna karşılık Antarktika’nın bazı bölümleri daha da soğudu. Yüzey ısısı ve troposferdeki ısı arasında bazı çelişkiler göze çarpıyor.
4) Sıcaklık ne kadar yükselecek?
Sera etkisi yaratan gazların salımı engellenmezse, 2100′e kadar ortalama küresel sıcaklık 1.4-5.8 santigrat derece artacak. Olayın vehameti şöyle açıklanabilir: Medeniyetin ortaya çıkışından beri küresel ortalama sıcaklık sadece 1 santigrat derece arttı.
Sera etkisi yaratan gazların salımı hemen kesilse bile, bilim adamları etkinin uzun bir süre daha devam edeceğini söylüyor. Çünkü büyük buz ve su parçalarını da içeren iklim sisteminin normale dönmesi yüzlerce yıl alabilir.
Bazı bilim adamları, Grönland buzullarında yaşanan erimenin hemen önlem alınsa bile geri dönülmez olduğunu düşünüyor. Yüzlerce yıl sürecek bu işlem, deniz seviyelerinde yedi metrelik bir yükselmeye neden olabilir.
5) Hava durumu ne olacak?
Küresel anlamda çok daha sert hava olayları ortaya çıkacak. Kıyı bölgelerde yağış miktarı artarken, iç bölgelerde sıcak havanın etkisiyle kuraklık baş gösterecek.
Artan fırtınalar ve deniz seviyeleri nedeniyle daha çok sel meydana gelecek. Bununla birlikte, hava sıcaklıkları bölgelere göre çok büyük farklılıklar gösterecek. Ve bu durumun sonuçları tahmin edilmeyecek kadar güç.
6) Etkileri neler olacak?
Tatlı su kaynaklarının azalması, gıda üretimi koşullarındaki genel değişiklikler ve seller, fırtınlar, sıcak dalgaları ve kuraklık nedeniyle ölümlerde yaşanacak artış gibi potansiyel tehlikeler gündeme gelecek.
Bu durum en çok, hızlı iklim değişimine karşı hazırlık yapamayan yoksul ülkeleri etkileyecek.
Yaşam alanlarının hızlı değişimine ayak uyduramayan birçok bitki ve hayvan türünün nesli yok olacak. Dünya
Sağlık Örgütü’nün verilerine göre, sıtma ve yetersiz beslenme gibi nedenlerden milyonlarca kişi ölümle yüz yüze gelecek.
7) Ne bilmiyoruz?
Isınmaya insan etkisinin ne kadar olduğunu ve ısınmanın zincirleme etkilerinin neler olabileceğini bilmiyoruz.
Küresel ısınma, sabit buzulların erimesi ile sera etkisi yaratan metan gazının yüksek miktarda salımı gibi, gelecekte ısınmayı tetikleyecek değişikliklere yol açabilir.
Daha sıcak koşullar nedeniyle büyüme hızları artan bitkilerin, büyüdükçe atmosferden daha çok karbondioksit çekmesi gibi ısınmayı hafifletici etkiler de olabilir.
Ancak bilim adamları, karmaşık dengenin, bu olumlu ve olumsuz etkilere nasıl bir tepki verebileceği konusunda emin değil.
Şüpheciler ne diyor?
Küresel ısınmaya şüpheyle yaklaşanlar bile dünyanın giderek ısındığını inkar etmiyor. Şüphelerinin dayanağını, küresel ısınma etkisinin insan aktiviteleri nedeniyle ortaya çıkmış olması.
Bazıları şu an tanık olduğumuz değişikliklerin olağandışı olmadığını söylüyor. Buna en büyük dayanakları ise insan var olmadan önce küresel iklim koşullarında yaşanmış olan değişiklikler.
Bazı şüpheci bilim adamları, ısınmayı bir süredir Güneş’te olan yüksek aktivitelere bağlıyor. Bununla beraber, iklimin doğal değişimlerinin en tepesinde bile bir şeyler olduğu ve bunda insanın suçlanması gerektiği yönünde görüşbirliği artıyor.
Hükümet komedisi yine sahnede;
“Ulusal çıkarlar Kyoto’ya engel oluyor”
20 Nisan, 2007 12:22:00 (TSİ)
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, Kyoto Protokolü’nün, ulusal çıkarlar nedeniyle imzalanmadığını
söyledi.
Hilmi Güler, enerji konusunda dikkatli hareket etmek gerektiğini belirterek, uluslararası anlaşmaların bağlayıcılığına işaret etti.
Bakan Güler, ABD ve Çin gibi gelişmiş ekonomilerin de protokole imza atmadığını hatırlattı.
Güler, Kyoto Protokolü’nü imzalamamasının kimi nedenleri olduğunu, protokolün, ulusal çıkarlar nedeniyle imzalanamadığını ifade etti.
Hilmi Güler, protokolün ABD ve Çin gibi gelişmiş ekonomiler tarafından da imzalanmadığını hatırlattı.
Güler, “Dünyanın kirlenmesini biz de istemiyoruz. Ancak, protokolde barajların dahi yapılmasına karşı görüş var. Milli menfaatimiz açısından böyle bir durum var” diye konuştu.
Türkiye’nin enerji politikası
Türkiye’nin enerji politikalarıyla ilgili bilgi de veren Bakan, yakında Yunanistan’a Azeri doğalgazının verilebileceğini söyledi.
Türkiye’nin rüzgar haritasını çıkaran bakanlığa göre, özellikle Marmara ve Ege rüzgar enerjisi bakımından gelecek vaadediyor.
Güler, nehirlerden elektrik üretilmesi konusunda yakında onlarca projenin ihaleye çıkarılacağını açıkladı. Güler, bu çerçevede 20 milyar dolarlık bir piyasanın oluşmasını bekliyor.
Bakan Güler’e göre, üretilecek elektrik Atatürk Barajı’nın ürettiği elektriğin üstünde olacak. Akçakoca açıklarında bulunan gazın sisteme dahil edildiğini anlatan güler, Türkiye’nin bir süre sonra Avrupa’ya elektrik satabileceğini anlattı.
Kyoto Protokolü nedir?
Sera etkisinin azaltılarak, küresel iklim değişikliklerinin ve doğal dengenin korunmasını amaçlayan Kyoto Protokolü?ne bugüne kadar 39′u sanayileşmiş 140′dan fazla ülke imza koydu. Protokol, 16 şubat 2005′te yürürlüğe girdi.
Sanayileşmiş ülkeler arasında yer alan ve atmosfere salınan sera etkisine yol açan gaz salınımının yüzde 36.1?inden tek başına sorumlu olan ABD ile yüzde 2.1′inden sorumlu Avustralya ise protokole hala taraf olmayı reddediyor.
Türkiye, iklim değişikliklerinin olumsuz etkilerinin önlenmesi amacıyla oluşturulan BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ni imzalayan ülkeler arasında yer alıyor.
Dünya Doğayı Koruma Vakfı WWF?den yapılan açıklamaya göre, küresel ısınma ve sera gazının etkileri konusunda yapılan bilimsel araştırmalar, önlem alınmadığı takdirde bu yüzyıl sonunda dünyanın sıcaklık ortalamasının iki derece artacağını yönünde.
kyoto protokolü tam metin için tıkla
Küresel ısınmaya karşı basit önlemler
5 Şubat, 2007 15:39:00 (TSİ)
|
|
Uzmanlar, küresel ısınmayı yavaşlatmak için 10 yıl kaldığı konusunda uyarıyor. Küresel ısınma, tüm dünyayı olduğu gibi, Türkiye?yi de yakından ilgilendiriyor. Daha şimdiden kuraklık tehdidi baş gösterdi bile? Dünya Doğal Hayatı Koruma Derneği bireysel olarak uygulayabileceğimiz basit ama etkili önlemler konusunda yol gösteriyor.
1. Su.
Tatlı su, yeryüzünde yaşamın sürekliliği için en temel gereksinimdir. Yeryüzünün yüzde 70′i suyla kaplı olmasına karşın, bunun yüzde 97’si deniz suyudur. Yüzde 2’si kutuplarda buzul halindedir. Sonuç olarak, tüm dünyada içilebilir su miktarı varolan kaynakların yalnızca yüzde 1′idir.
Bu kaynaklar, artan dünya nüfusu, kalkınma ve yatırım kararları nedeniyle giderek tükenmektedir. Kalkınma programları, tatlı su kaynaklarının sürekliliğiyle uyum içinde yürütülmedikçe, doğaya verilen zarar artacaktır.
Su döngüsü ve onu destekleyen ekosistemler, suyu arıtarak ve geri dönüştürerek insanlar, hayvanlar ve bitkiler için hazır hale getirir. Ancak günümüzde en çok bozulmuş habitat türü tatlı su ekosistemleridir. Türkiye’de son 40 yıl içinde 1 milyon 300 bin hektar sulak alan kurutulmuş ve tahrip edilmiştir. Bu da Van Gölü’nün üç katından fazladır.
Türkiye’nin tüm kullanılabilir su varlığı 110 milyar metreküptür. Tuna Nehri’nin Karadeniz’e bir yılda 206 milyar m3 su boşalttığı göz önüne alınırsa, sanılanın aksine, ne kadar su fakiri olduğumuz anlaşılacaktır.
?Evde kullanılan temizlik malzemeleri, atık sularla birlikte nehirlere karışır. İçinde fosfat bulunmayan ve suda ayrışabilen temizlik ürünlerini kullanın.
?Dişlerinizi fırçalarken, bulaşık yıkarken ya da traş olurken açık bırakılan musluk, dakikada yaklaşık 15-20 litre suyun boşa akmasına sebep olur.
?Tek bir kişi yılda ortalama 49 bin 140 litre suyu tuvaletlerde tüketir. Sifonun bir kez çekilmesi ile 10 lt su harcanır. Yeni teknolojiler sayesinde standart modellere göre yüzde 60 daha az su tüketen klozetler bulunmaktadır.
?Sifon çekildiğinde suyu renklendirsin ve temizlesin diye tuvalete asılan maddeleri kullanmayın. Bunlar kanalizasyona karışarak kirliliğe sebep olur.
?Çamaşır suyu, atık maddelerin ayrılıp çözülmesini sağlayan yararlı bakterileri öldürür. Çamaşır suyunu olabildiğince az kullanın.
?Bozuk musluklardan ve tuvaletlerden sızan su, evinizdeki toplam su tüketiminin yüzde 5′i kadardır. Akan tesisatınızı onarın.
?Kapı önü, balkon, teras gibi yerlerin temizliğinde hortumla su tutmak yerine süpürge kullanın.
?Bahçenizi sulamak için, buharlaşmanın az olduğu sabah ya da akşamüstü saatlerini tercih edin.
?Arabanızı yıkarken kova ve sünger kullanın. Hortumla yıkama, yaklaşık 550 litre su kullanımı demektir.
?Musluklara ve duş başlıklarına takılan ve su akışını azaltırken basıncı artıran yeni sistemleri edinin.
?Suyu kireç ve bakterilerden arındıran filtreler kullanın.
2.Tarım ve gıda
?Organik tarımla elde edilen ürünleri seçin. Organik tarımla elde edilen sebzeler diğerlerine göre daha fazla yararlı madde içermektedir.
?Uluslararası sertifikaları olan organik tarım ve hayvancılık ürünlerini tüketerek sürdürülebilir üretimleri destekleyin, organik tarımın yaygınlaşmasına katkıda bulunun.
?Günlük gıdalarınızı seçerken mümkün olduğu kadar yaşadığınız yörede ve bulunduğunuz mevsimde yetişen taze besinleri tercih edin. Bu hem sizin sağlığınız hem de çevre açısından en doğru yaklaşımdır.
?Doğal koşulları zorlamadan ve değiştirmeden elde edilen ürünlerle beslenerek hem kendinize, hem de çevreye verilen zararın azalmasına katkıda bulunun.
?İşlenmiş, ambalajlanmış gıda satın alırken ya da tüketirken mutlaka üretim, tüketim tarihlerini ve içindekiler bölümünü okuyun. Ürünün içinde bilmediğiniz maddeler varsa mutlaka ne olduklarını araştırın.
3.Temizlik
?Temizlik ürünü satın alırken, ne tür temizlik için kullanacağınızı düşünün. Yalnızca gereksiniminiz olan ürünleri satın alın.
?Temizlik ürünü satın alırken konsantre ürünleri tercih etmeniz hem tasarruf sağlar, hem de daha az ambalaj tüketmenize neden olur.Ambalajı geri dönüştürülmüş ürünleri tercih edin.
?Aldığınız ürünü kullanmadan önce, mutlaka kullanma kılavuzunu okuyun.
?Temizlik ürünlerini kesinlikle birbiriyle karıştırmayın.
?Kullanma dozunu etikette belirtildiği kadar ayarlayın. Fazla kullanmak daha iyi temizlik sağlamazken, hem sağlığınıza, hem de çevreye daha çok zarar verir.
?Temizlik ürününü çocukların erişemeyeceği yerlerde saklayın.
?Temizlik ürünlerinin kapaklarını sıkıca kapatın ve hiçbir temizlik ürününü yiyeceklerle aynı dolapta saklamayın.
?Temizlik ürünlerini sonuna kadar kullanın. Ambalajları içinde kalan maddelerle çöpe atmayın.
?Hiçbir temizlik ürününü kendi ambalajından başka bir ambalajda saklamayın.
?Bulaşık makinesine koymadan önce yemek artıklarını iyice temizleyin.
?Yanıcı maddeleri yaşam alanınızdan uzak bir yerde saklayın.
?Temizlik ürünlerini oda sıcaklığında ve kuru bir yerde saklayın.
?Fazla miktarda temizlik ürünü kullanılması gerektiğinde, ortamı iyice havalandırın.
?Bulaşık ve çamaşır makinenizi aşırı doldurmamaya özen gösterirken, tam dolmadan da çalıştırmayın.
?Temizlik ürünlerini her kullanışınızda koruyucu eldiven kullanma alışkanlığı edinin.
4.Enerji
Her tür enerji, elde edilmesinden son kullanıcıya ulaştırılmasına kadar geçtiği tüm aşamalarda havaya, suya, yaşayan canlılara ya da yok edilmesi sorun olan atıklarıyla çevreye zarar verir.
Hidrolik enerji, nehirlere barajlar kurulmasına, barajlar da nehir kıyısında yaşayan insan topluluklarının başka yerlere göç etmesine ve nehir ekosisteminin çökmesine sebep olur. Rüzgar ve güneş enerjisi santralleri habitatların etkilenmesi ve doğal peyzaj bütünlüğünün bozulması anlamına gelir.
Biyokütle enerjisi temini için kullanılan bitkilerin yetiştirileceği tarlalar, belirli doğal alanların tarım alanına dönüştürülmesine sebep olur. Fosil yakıtların yerini nükleer enerjinin alması, hem nükleer kaza kaygısı, hem de radyoaktif atıkların güvenli biçimde depolanamaması yüzünden olanaksız görünür.
?Gerekmediği zamanlarda bir saniyeliğine bile olsa ışığı kapatın.
?Her ortam için doğru tip ve büyüklükte ışıklandırma kullanın.
?Floresan ampulleri tercih edin.
?Mikrodalga fırınlar donmuş yiyeceklerin çözülmesi için kullanıldığında fazla enerji harcar. Ancak yiyeceklerin ısıtılması, az miktarda yemek yapılması, su kaynatılması gibi amaçlarla kullanıldığında ekonomiktir.
?Suyu ocak yerine elektrikli ısıtıcıda ısıtarak hem daha hızlı sonuç alırsınız, hem de daha az enerji harcarsınız.
?Güneşi bol yerlerde yaşıyorsanız, sıcak su gereksiniminizi güneş enerjisiyle sağlayın.
?Klimaların filtresini en az ayda bir kez değiştirin.
?Evinizi ısı kaybına karşı yalıtın.
?Eşyalarınızı radyatörleri kapatacak şekilde yerleştirmeyin.
?Eğer çok ihtiyaç varsa, klima yerine vantilatör kullanmayı tercih edin.
?Klima kullanıyorsanız, doğrudan güneş ışığı almayan yerlere yerleştirin.
?Mutlaka kurşunsuz benzin kullanın. Yüksek performans sağlayan benzin türlerini yeğleyin.
?Otomobil alırken, öncelikle gereksiniminize göre büyüklüğünü belirleyin. Daha sonra da kendi sınıfında yakıt tüketimi en az olan modelleri seçin. Hem siz tasarruf edersiniz, hem de doğaya yararlı olursunuz.
?Evinizde kullandığınız yakıtların düşük kükürt içermesine özen gösterin.
?Günümüzde çalıştırılmadan önce otomobillerin motorlarının ısıtılmasına gerek yoktur.
?Otomobillerde aşırı yük taşımak benzin tüketimini artırır. Taşıma kapasitesini aşmayın.
5.Ulaşım
Ulaşım araçlarının karbondioksit (CO2) emisyonu, sera etkisi yaratan en etkin gazlardandır. Toplam karbondioksit emisyonunun yüzde 80′i ve azot oksitlerin (NOx) emisyonunun yüzde 60′ı kara yolu ulaşımından kaynaklanır.
?Olabildiğince toplu taşıma araçlarını tercih edin.
?Kısa mesafelere arabayla gitmek yerine, yürüyün.
?Satın alırken kurşunsuz benzin tüketen araçları tercih edin.
?Aracın egzoz emisyon ölçümünü, lastiklerin rot-balans ve hava ayarını düzenli aralıklarla yaptırın.
?Benzin deposunu ağzına kadar doldurtmayın. Depo çok dolu olduğunda benzin buharı sızarak hava kirliliğine sebep olur.
?Dengesiz ve aracın kapasitesinin üzerindeki yüklemeler, daha fazla benzin yakılmasına ve lastiklerin ömrünün azalmasına sebep olur.
?Uzun duraklamalarda aracın kontağını kapatın.
?Kullandığınız fren ve debriyaj balatalarının asbestsiz olmasına dikkat edin. Her fren yaptığınızda balatalardan ya da sürekli kullanım halinde olan debriyaj sisteminden atmosfere karışan asbest, solunum yoluyla akciğerlere gider.
?Aracınızın düzenli bakımını ihmal etmeyin.
?Gereksinim duyduğunuzdan daha büyük araç almayın. Aracınızın hava ve yakıt filtrelerini her zaman temiz tutun.
?Araç kullanırken bütün camları sonuna kadar açmak aracın aerodinamik yapısını bozarak daha fazla yakıt tüketimine sebep olur.
?Patinajlar ve ani frenler hem daha fazla yakıt tüketmenize, hem de lastiklerin ve fren balatalarının aşınmasına sebep olur.
?Satın aldığınız aracın Avrupa Birliği emisyon normlarına uygun bir motora sahip olduğundan emin olun.
6.Ambalaj
Plastik
Plastiğin doğada yok olma süresi bin yıldır. Ham petrol, doğal gaz gibi yenilenemeyen kaynaklar plastik üretimi için azaltılmakta, oluşan zararlı gazlar hava, su ve çevre kirliliğine sebep olmaktadır. Plastik yandığında, çok tehlikeli bir madde olan ve sera etkisi yaratan dioksin ortaya çıkar.
Cam
Kullandığımız tüm ürünler içinde yüzde 100 geri dönüştürülebilen ve sonsuz kullanımı olan tek madde camdır. Cam çevreden toplanıp renk ayrımı, temizleme, yıkama ve öğütme işlemlerinden geçtikten sonra yeniden üretime kazandırılır.
Kırık camların eritilmesi ve yeniden değerlendirilmesi, asıl süreçten yüzde 32 daha az enerji kullanılmasını sağlar. Yani, bir tek cam şişe geri dönüştürüldüğünde, 100 Watlık bir ampulü dört saat yakabilecek enerji tasarruf edilmiş olur. Hammadde kullanımı yerine geri dönüşüm yoluyla üretilen cam, üretimi sırasında neden olunan hava kirliliğini yüzde 20 oranında, su kirliliğini de yüzde 50 oranında azaltır.Cam ambalajların bir özelliği de cam şişe ve kavanozların yıkanarak tekrar kullanılabilmesidir. Bunlar toplandıktan sonra fabrikada yıkanır ve tekrar doldurulurlar. Bir cam şişe ortalama 20 kez kullanıldıktan sonra geri dönüştürülür.
Kağıt
Kağıdın hammadesi olan selüloz lifi, odun, pamuk, şeker kamışı ve kullanılmış kağıttan elde edilir. Avrupa’da atık kağıt tüm kağıt üretiminin yüzde 65′ini karşılamaktadır.
Kullanımdan geri dönen atık kağıtlar, mürekkepten arındırma ve beyazlatma gibi birtakım işlemlerden geçirilir. Üretilen kağıdın, en iyi koşullarda ancak yüzde 40′ı geri dönüştürülebilmektedir.İş dünyasının yazı kağıtları ve fotokopilerden yılda yaklaşık 1 milyon ton atık kağıt ürettiği tahmin edilmektedir.Yüzde 100 geri dönüşümlü kağıttan üretilmiş bir ton kağıt, 17 ağaç, 4100 kws enerji ve yaklaşık 26.5 m3 suyun tasarruf edilmesi demektir. Geri dönüşümlü liften üretilmiş kağıt, hava kirliliğini yüzde 74, su kirliliğini yüzde 35, enerji sarfiyatını yüzde 28 oranında azaltmaktadır. Ancak bir süre sonra lifleri parçalanarak kullanılmaz hale geldiği için kağıt atıklarının geri dönüşümü sınırlıdır.
Metal
Bugün konserve, reçel, hayvan mamaları, tatlılar, çaylar, kahveler, meşrubatlar ve spreyler gibi birçok ürünün saklanmasında metal ambalajlar kullanılmaktadır.
Evsel atıkların yüzde 5′ini oluşturan metal ambalajların çöpe atılması, çok büyük miktarda hammadde ve enerji kaybına sebep olur. Metal ambalajların geri dönüştürülmesi, kok kömürü, kireçtaşı ve demir cevheri çıkartılmasının üzerindeki yükü ve çöp dağlarında kapladıkları yeri azaltmaktadır.
Bir ton kalay kaplı çeliğin geri dönüştürülmesi sonucu 1.5 ton demir cevheri ve 0.5 ton kok kömüründen tasarruf edilmektedir. Hammadde olarak demir cevheri kullanmak yerine metal ambalajların geri dönüştürülmesi enerji sarfiyatını yüzde 70, hava kirliliğini yüzde 30 ve su kirliliğini yüzde 60-70 azaltır.
Aluminyum
Değerli olması ve çok kolay işlenmesi, alüminyumun geri dönüşümünü kolaylaştırmıştır. Bugün, tüm dünyada dakikada yaklaşık 108 bin alüminyum kutu geri dönüştürülmektedir. Orijinal hammadde kullanmak yerine geri dönüşüm yoluyla üretilen her bir alüminyum kutunun üretiminde yüzde 95 daha az enerji harcanmaktadır.
?Geri dönüşümü destekleyin. Ambalajında geri dönüşüm işareti olan ürünleri yeğleyin.
?Cam ambalajın binlerce yıldır geri döndüğünü ve içindeki ürünün camla hiçbir etkileşimde bulunmadığını bilerek alın.
?Plastik poşet ve yiyecek kapları gibi plastik ürünleri yeniden kullanın.
?Plastik traş bıçağı, çakmak, tükenmez kalem, folyo pişirme kapları gibi tek ya da çok az kulanımlık ürünleri kullanmayı en aza indirin.
?Az miktardaki alışverişlerinizde plastik poşet kullanmayın.
?Büyük boy ürünleri kullanın. Hacmi fazla ürünler hem daha fazla kulanım hem de daha az ambalaj tüketimi demektir.
?Şişe ve kavanoz gibi cam saklama ürünlerini tekrar kullanın.
?Atmak istediğiniz cam malzemeleri organik çöplerle birlikte atmayın. Biriktirip en yakınınızdaki cam kumbaralarına atın.
?Cam şişe ve kavanozları atarken renklileri ve renksizleri ayırın. Metal kapakları çıkartın.
?Çok fazla ambalaj malzemesi kullanılmış ürünleri almayın.
?Çocuklara oyuncak alırken dayanıklı olmasına dikkat edin. Oyuncaklar bozulduklarında çöpe giderler ve geri dönüşümleri çok zordur.
?Hediye olarak sevdiklerinize bir çevre örgütünün üyeliğini verin.
7.Sağlık
?Doğru ve dengeli beslenme alışkanlıkları edinin.
?Doğal yöntemlerle üretilmiş, ekolojik sebze ve meyvelerle beslenmeye özen gösterin.
?Düzenli spor yapın.
?UVA ve UVB ışınlarının zararlarından korunmak için mutlaka filtreli güneş gözlüğü kullanın.
?Güneşe çıkarken mutlaka koruyucu güneş gözlüğü kullanın.
?Sigara içmeyin, sigara içilen ortamlardan olabildiğince uzak durun.
?Evde kullandığınız boya incelticileri, temizlik malzemeleri gibi çözücülerin kapaklarını işiniz bittiğinde sıkıca kapatın. Bu ürünlerin içinde bulunan bazı zararlı maddeler buharlaşarak havaya karışır ve sağlığınızı ciddi olarak tehdit eder.
?Hastalandığınızda doğru ilacı, doğru zamanda, gerektiği miktarda kullanın. Doktor önerisi dışında ilaç kullanmayın.
?İlaçları ve aşıları uygun sıcaklıkta saklayın. Kullanmadan önce prospektüsleri okuyun.
?Son kullanma tarihi geçen ilaçların çöpe atılması çevre açısından tehlike yaratır. Bu ilaçlar usulüne uygun olarak paketlenerek Belediye Sağlık İşleri’nin denetiminde ortadan kaldırılmalıdır.
8.Bilgisayar ve ofis malzemeleri
Bilgisayar, yaklaşık 24 kiloluk bir metal, plastik, cam ve silikon yığınıdır. Bir tek bilgisayarda bulunan yongaları üretmek için 12 ton su tüketilir. Bütün bir bilgisayarın üretimindeyse yaklaşık 33 ton su, 1 kg bakır, 700 çeşit kimyasal madde kullanılır, 2300 kws enerji harcanır ve 63 kg çöp ortaya çıkar.
?Evinize ya da iş yerinize alacağınız bilgisayarın, yazıcının ya da fotokopi makinesinin, hem şimdiki hem de gelecekteki gereksinimlerinizi karşılayacak nitelikte olmasına özen gösterin.
?Elektrik tüketimi benzerlerine göre daha düşük modelleri satın alın.
?Aldığınız bilgisayarın ya da ambalajın, CD, disket, toner, kartuş vb. ofis gereçlerinin geri dönüşümlü malzemeden üretildiğinden emin olun.
?Geri dönüşümlü kağıt kullanabilen yazıcıları yeğleyin.
?Bilgisayardaki metinlerden kağıt çıktısı almaktan vazgeçin. Bu konuda ısrar eden kişilerin de bundan vazeçmesini sağlamaya çalışın.
?Yazılı haberleşme yerine elektronik haberleşmeyi, kağıt kullanarak faks çekme yerine bilgisayarla faks çekmeyi ya da e-posta göndermeyi, belgeleri fotokopiyle çoğaltmak yerine elektronik ortamda iletimini tercih ederek kağıt kullanımını en aza indirin.
?İş yerinde yazıcıları olabildiğince paylaşın.
?Kullanmadığınız zamanlarda bilgisayarınızı ve tüm ofis gereçlerini kapatın. Bekleme konumunda da enerji tüketimi önemli düzeydedir.
?Yazıcı ve fotokopi makinelerinde, üreticinin önerdiği kağıt ve diğer tüketim malzemelerini kullanın. Yanlış malzeme, gerecin bozulmasına sebep olabilir.
?Kullanmayacağınız bilgisayarları atmayın, Türkiye’de bilgisayarla henüz tanışmamış daha pek çok okul olduğunu unutmayın.
9.Kozmetik
?Kozmetik ürünlerin bulunduğu şişe, kutu vb. kapaklarını sıkıca kapatın.
?Güneş, kozmetiklerin içindeki koruyucuların bozulmasına sebep olur. Kozmetiklerinizi güneşte ve sıcak ortamlarda bırakmayın.
?Ürüne asla su eklemeyin. Su, bakterilerin üremesine sebep olur.
?Kokusu ya da rengi değişen ürünü atın.
?Ambalajı zarar görmüş ürünü satın almayın.
?Hayvanlar üzerinde test edilen ürünleri satın almayın.
?Geri dönüşümlü ambalajı olan ürünleri tercih edin.
?Ürünün etiketini, içindekiler bölümünü ve kullanma talimatlarını mutlaka okuyun.
?CFC içeren spreyleri kesinlikle kullanmayın. Ozon tabakasına zarar vermeyen ürünleri tercih edin.
?Makyaj malzemelerinizi başkalarıyla ortak kullanmayın. Mikrop bulaşabilir.
?Temizliğinden emin olmadığınız parfümerilerdeki deneme ürünlerini kullanmayın.
?Göz makyajı ürünlerinizi 3-4 ayda bir değiştirin.
?Araba kulanırken asla göz makyajı yapmaya çalışmayın.
?Enfeksiyon durumunda, durumu farkettiğiniz anda ürünü kullanmayı bırakın. O ürünü bir daha kullanmayın, atın.
?Ürünü kullanmayı bıraktıktan sonra, ciltte oluşan sorunlar devam ederse, bir cilt doktoruna gidin.
?”Dermatolojik olarak test edilmiştir”, “hipoalerjenik”, “doğal ürünler içerir” gibi yazılara dikkat edin ve bu tür ürünleri almaya çalışın.
?Güneşe çıkarken, mutlaka yüksek koruma faktörlü kremler kullanın.
?Alfa hidroksil asit (AHA) içerikli kremleri almadan önce cildinizin küçük bir bölümünde deneyin.
?AHA içerikli ürünler güneşin etkisini artırmaktadır. AHA içerikli bir ürün kullanıyorsanız, güneşe mümkün olduğu kadar az çıkın, mutlaka yüksek koruma faktörlü güneş kremi kullanın.
?Saçlarınızı boyatmadan 24 saat önce dirseğinizin iç tarafına çok az miktarda boyayı sürerek deneyin. Saç boyaları birçok kişide alerjik tepkilere yol açmaktadır.
?Manikür sırasında, tırnakları çevreleyen deriyi kesmeyin ve itmeyin. Bu deriler, tırnağı oluşturan hücreleri korumakta ve enfeksiyonu engellemektedir.
?Yapay tırnak kullanmayın. Uzun süre yapay tırnak kullanımı tırnakların ince, donuk ve kırılgan olmasına neden olur.
10.Zehirli kımyasallar
Oturma ve yatak odasında
?Sentetik halılar, sentetik köpüklerden yapılan şilteler ve döşemeler, köpük, lateks ya da plastik malzemeden yapılan örtüler kullanmayın, bunlar uçucu organik kimyasallar (VOC) yayar. Yün, pamuk, jüt gibi organik doğal liflerden üretilmiş halıları tercih edin.
?Halı yerine ahşap, seramik ya da mantar taban malzemelerini tercih edin.
?Ürünlerde bulunan, brom içeren yanmayı önleyici maddelere kısıtlama getiren TCO 95 etiketi taşıyan bilgisayarları ve monitörleri alın.
?Eğer hamileyseniz, halı kaplatma ya da önceden kaplanmış halıları kaldırtma, badana-boya işleri yaptırmayın.
?Oda spreyleri ve koku yayıcılar yerine temiz havayı yeğleyin, pencerelerinizi açın! Bunu yapamıyorsanız, bir kase kabartma tozu gibi doğal koku gidericileri ya da vazo çiçekleri kullanın.
?Kuru temizlemeden olabildiğince uzak durun. Makinede yıkanabilen kumaşları tercih edin.
?Yatak odanızda televizyon, bilgisayar, video gibi elektronik aletler bulunmamasına özen gösterin.
Çocuk bakımında
?İçeriğinde polikarbonat bulunan biberonları satın almayın. Piyasadaki biberonların çoğu, bisfenol A içeren polikarbonattan yapılmıştır. Bisfenol A, biberonun içindeki sıvıya geçebilen, hormon sistemine zarar verici bir kimyasaldır. Biberonun ambalajındaki PC7 yazısı ya da geri dönüşüm üçgeni içindeki 7 rakamı, ürünün içeriğinde polikarbonat kullanıldığını belirtir.
?Eskimiş biberonları kullanmayın.
?Çocukların iki yıldan daha eski PVC oyuncaklarla oynamasına izin vermeyin.
?Çocuklar için plastik logo taşımayan ve kimyasal işlemden geçmemiş giysileri tercih edin.
Banyoda
?Sentetik kokulu kozmetikleri kullanmak yerine, doğal ürünlerden yapılmış, kokusuz kozmetikleri kullanın.
?Triklosan içeren diş fırçalarını, diş macunlarını ve ağız sularını kullanmayın.
?Tehlikeli kokuları ve uçucu organik kimyasalları emebilen vinil yer malzemesinden uzak durun.
?Klorinle ağartılmış kağıt bazlı temizlik ürünlerini kullanmayın.
?Ürünlerinde phthalates kullanılmadığını belirten markaları tercih edin.
?İçinde böcek öldürücü bulunan bit şampuanlarını kullanmayın. Bunlar tümüyle zehirli kimyasallardır. Plastik bit tarağı kullanarak, saçları ıslakken tarayın.
Mutfakta
?Taze meyve ve sebzeleri iyice yıkamadan ve soymadan yemeyin.
?Konserve gıdalardan uzak durun.
?Triklosan içeren plastik kesme tahtalarını, bulaşık bezlerini, süngerleri, deterjanları, sabunları ve dezenfektanları kullanmayın.
?Streç film kullanmayın.
?Ambalajında PVC3 ve PC7 yazılarını ya da geri dönüşüm üçgeni içinde 3 ve 7 sayılarını gördüğünüz ürünleri almayın.
?Taze, organik gıdaları işlenmiş gıdalara tercih edin.
?Su filtresi kullanın.
?Yağ oranı yüksek yiyeceklerin tüketimini en aza indirin.
?Ton balığı gibi yağ oranı yüksek balıklar, yüksek düzeyde kimyasal madde içerebilir. Bu durum özellikle çocuklar, hamile kadınlar, hamile kalmayı planlayan ya da bebek emziren kadınlar için zararlıdır.
11.Sürdürülebilir kalkınma kavramı
?Yaşama saygı duymak
?İnsanoğlunun yaşam kalitesini artırmak
?Yeryüzündeki yaşamın çeşitliliğini korumak
?Yenilenemeyen kaynakların tüketimini en aza indirmek
?Yeryüzünün taşıma kapasitesinin üzerine çıkmamak
?Alışkanlıklarımızı değiştirmek
?Herkesin kendi yöresine sahip çıkmasına olanak tanımak
?Kalkınma ve çevreyi bütüncül politikalar çerçevesinde ele almak
“Bir imza da siz atın”
22 Şubat, 2007 13:55:00 (TSİ)
Türkiye’nin Kyoto Protokolü?nü en kısa zamanda imzalamasını istiyorsanız, siz de bir imza atın..Türkiye?nin iklim değişikliğine neden olan gazları hızla artan oranda üreten bir ülke olarak, dünya üzerindeki yaşamı tehdit eden küresel ısınmayı durdurmak için üzerine düşenleri yapmasını, ilk adım olarak da sera gazlarında indirim hedeflerini belirlemek için gerekli çalışmaları yaparak, Kyoto Protokolü?nü en kısa zamanda imzalamasını istiyorsanız, lütfen imzanızı atın.
Türkiye Yeşiller’i, Türkiye’nin Kyoto Protokolü’nü imzalamasını talep eden kitlesel imza kampanyası 16 Şubat’ta başlattı.İstanbul’da başlatılan kampanyaya destek amacı ile ilk 100 imza, aralarında Sezen Aksu, Yıldız Kenter, Pınar Selek ve Metin Üstündağ’ın da bulunduğu tanınmış isimlerden geldi.
En az 100 bin imza toplanması hedeflenen kampanyanın sonunda toplanan imzalar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne gönderilecek.
Çeşitli yerlerde kurulan standlarda ve internet üzerinden gerçekleştirilecek kampanya, 16 Nisan’a kadar sürecek.
?
Türkiye anlaşmayı imzaladığı takdire çevre ve hava kirliliğinin önlenmesi amacıyla 20 milyar dolara varan yatırım yapması gerekiyor.
Türkiye bu yatırımı gerçekleştirecek ekonomik gücü olmadığı için Kyoto Protokolü’nü imzalamıyor.
“Önlem almakta gecikilmemeli”
29 Haziran, 2007 22:21:00 (TSİ)
|
|
Küresel ısınma raporu yayımlayan AB Komisyonu, önlem alınmakta gecikilmesinin, olumsuz sonuçları da büyüteceğini vurguladı.
AB Çevre Komisyonu Başkanı Stavros Dimas tarafından hazırlanan raporda, “küresel ısınmanın etkilerinin karşılanabilmesi için acilen neler yapılması gerektiği” konusunda tüm Avrupa’da bilincin yükselmesi gerektiği vurgulandı.
?
“Erkenden alınacak önlemler, gelecekteki bedelleri azaltacak” denilen raporda, klima gereksiniminden ötürü yazın elektrik kullanımının artacağı, daha güçlü fırtına ve sellerin olacağı, sıcak hava dalgalarında, yangınlarda ve toprak kaymalarında genel bir artış olacağı, 2080 yılında, Avrupa’daki bitki türlerinin yarısından çoğunun tükenmiş olacağı kaydedildi.
Raporda, Avrupa’nın Atlas Okyanusu kıyılarındaki sıcaklık değişiminin, dünyanın herhangi bir noktasındaki değişimden çok daha fazla olacağı da vurgulandı.
“İklimdeki en büyük değişikliklerden, Avrupa’nın ancak çok küçük bir kısmı etkilenmeyebilir” denen raporda, Akdeniz kısmında kuraklık olacağı, Alp dağlarındaki buzulların erimesiyle nehirlerin akışının değişeceği kaydedildi.
Raporda, deniz düzeyinin yükselmesinin, kıyılardaki yerleşimleri tehdit edeceği de anımsatıldı.
Mevsimler yer mi değiştiriyor?
29 Ocak, 2007 13:22:00 (TSİ)
|
Küresel ısınmayla birlikte buzullar erimeye ve kopmaya başladı |
California’da portakallar buz tuttu, Teksas’ta kar yağdı… Kayak merkezlerinde ise kardan eser yok… Dünya ısınıyor? CNN TÜRK, 29 Ocak haftasında yapacağı özel programlarla küresel ısınma tehlikesine dikkat çekip alınması gereken önlemler üzerinde duracak.Halk arasında son günlerde en çok geçen cümlelerden biri “Bu havalara bir haller oldu.”
Peki neden? Neden yaz ve kış bir türlü gelmek bilmiyor?
Gelince de gitmek bilmiyor?
Neden ocak ortasında bahardan kalma günler yaşıyoruz?
Neden dünyanın başka bir köşesinde, Amerika’nın sıcak iklimiyle bilinen güney eyaletlerinde kar yağıyor?
Neden Avrupa’da sıradan kar yağışları artık sürpriz olarak yorumlanıyor?Cevap: Küresel İklim Değişimi
Son günlerde gündemden hiç düşmeyen, politikacıların ana gündem maddelerinden biri haline gelen ‘Küresel İklim Değişimi’ ne demek?İklimlere, mevsimlere ait tüm ezberimizin bozulmasına yol açan ısınma, dünyayı etkiliyor. Küresel ısınma, dünya atmosferi ve okyanuslarının ortalama sıcaklıklarında belirlenen artış için kullanılan bir terim. Bu olay son 50 yıldır iyice saptanabilir duruma geldi ve önem kazandı.
Dünyanın atmosfere yakın yüzeyinin ortalama sıcaklığı normalde 14 santigrat, ancak 20′nci yüzyılda bu değer, ortalama 0.6 derece arttı.
1914′ten bu yana kayıt tutan, İngiliz Meteoroloji Dairesi’ne göre son 150 yılda küresel ısınmanın en çok arttığı yıl 1998.
O yılki artış 0.52 dereceydi, bilimadamları bu yılki artışı ise 0.54 olarak öngörüyor ve 2007′nin son 150 yılın en sıcağı olacağı yorumunu yapıyor.
Kanada’nın kuzeyinde, Arktika tundrasındaki binlerce yıllık gölcükler 25 yıldan kısa bir süre içinde iklim değişikliği yüzünden kısmen kurudu, bazıları da yok oldu.

Kanadalı araştırmacıların yaptığı bir araştırmaya göre veriler, yukarı Arktika bölgesindeki tundrada bulunan ve bölgedeki birçok ortak yaşam alanını oluşturan gölcüklerin ekosistemlerinin iklim değişikliği yüzünden kuruduğunu gösteriyor.
Biyologlar, 80′li yılların başından 2006′ya kadar, 80′inci paralel yakınlarındaki Ellesmere adasının doğu bölümündeki gölcüklerden veriler topladı.
Araştırma, 6 bin yıllık gölcüklerde bu tarzda sistemli bir şekilde yapılan en uzun süreli bilgi toplama operasyonu oldu.
Araştırmacılar, Ağustos 2005′te aynı adadan Manhattan adası büyüklüğünde dev bir buz tabakasının koptuğunu kaydetti.
Hükümetler Arası İklim Uzmanları Grubu da Arktika’da sıcaklık ortalamasının son 100 yılda iki kat arttığını ve 2100 yılına kadar bölgedeki buzulların kalınlık ve yüz ölçümünün önemli oranda azalacağını belirtti.
Dünya yüzeyindeki bu ısınmaya yol açan ne?
Başlıca sebep sera gazlarının atmosfere salınımı. Atmosfere Karbondioksit (co2) ve Metan (ch4) eklenmesi dünya yüzeyinin sıcaklığını yükseltiyor.
Karbondioksitin ısıyı tutma özelliği var. Dünyaya gelen güneş ışınları tekrar dışarı yollanırken, karbordioksite takılıyor ve dünyadan ayrılması gereken ısı karbondioksit nedeniyle atmosferde kalıyor. Böylece atmosferdeki karbondioksit artışı yüzeyi ısıtıyor ve kutuplara yakın bölgelerde buzların erimesine yol açıyor.
Buzlar eridikçe, yerini kara veya açık sular alıyor. Her ikisi de buzdan daha az yansıtıcı olduğu için daha fazla güneş ışını emiyor. Bu da dünya yüzeyinin ısınmasına, buzulların erimesine ivme kazandırıyor.
Sera gazlarının salınımındaki en önemli faktör petrol ve yan ürünlerinin aşırı tükemiti, yani insan kaynaklı kullanımlar.
Somut örnekler vermek gerekirse; otomobil egzoslarından çıkan partiküller ve fabrika bacalarından çıkan gazlar…
Çünkü tüketim ürünlerinin hepsi atmosfere sera gazı yayan bu fabrikalarda üretiliyor. Kısacası kullandığımız hemen her şey aslında dünya yüzeninin giderek ısınmasına yol açıyor.
KYOTO PROTOKOLÜ
Üzerinde çok konuşulan Kyoto Protokolü, sera gazlarının atmosfere salınımını azaltmak için oluşturuldu. Adını Japonya’nın Kyoto şehrinden alan protokol, Birleşmiş Milletler iklim değişikliği çerçeve anlaşmasının yasal olarak bağlayıcı bir eki niteliğinde.
Protokole üye ülkeler atmosfere saldıkları sera gazı miktarlarında indirime gitmeyi kabul ediyor.
Protokol 1997′de oluşturuldu, ancak 2005 yılının Şubat ayında yürürlüğe girebildi. Çünkü Kyoto Protokolü, 1990 yılı itibariyle, Sera gazı emisyonlarının en az % 55′inden sorumlu olan 55 ülkenin onayını gerektiriyordu.
Rusya’nın 2004 Kasım ayında protokolü onaylamasının ardından bu rakamlara ulaşıldı ve protokol yasal açıdan bağlayıcı olarak yürürlüğe girdi.
Buna göre, protokolü onaylayan 38 sanayileşmiş ülke, başta karbondioksit ve metan olmak üzere, atmosfere saldıkları sera gazlarında, 2012 yılına kadar, 1990 yılındaki düzeyinden toplam % 5,2 oranında bir indirime gitmeyi kabul etti.
Ancak atmosfere en fazla sera gazı salan Amerika Birleşik Devletleri ve diğer bir önde gelen sanayileşmiş ülke Avustralya Kyoto Protokolü’nü halen imzalamadı.
Türkiye, 24 Mayıs 2004′te BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ne taraf oldu.
İstatistik sonuçları da çarpıcı..
Hem Türkiye’de, hem de yurtdışında yapılan ölçümler Türkiye’nin, 1990-2004 yılları arasında, küresel ısınmada büyük payı olan sera gazı emisyonları artış trendinde olan ülkeler sıralamasında başı çektiğini gösteriyor.
Kyoto Protokolü sanayileşmiş ülkelerin önüne, sera gazı emisyonlarında 2012 yılına kadar ne kadar indirime gideceklerini belirleyen somut hedefler koyuyor.
Amerika Birleşik Devletleri böyle bir hedef konmasına karşı çıkıyor.
Küresel ısınmaya ilişkin bilimsel verileri sorguladığı gibi, çözümün sera gazı salınımında indirime gitmek değil, temiz enerji kaynaklarını geliştirmek olduğunu savunuyor.
Daha şimdiden Kyoto Protokolü’nü onaylayan sanayileşmiş ülkeler 2012 yılına kadar üstlendikleri hedefleri yerine getiremeyebilecekleri uyarısında bulunuyor.
Yazan: Sonu YokEtiketler: Olay, GUNCEL, SonuYok, Genel
Toplamda 287 kez okunmuş.
Şuan 2 kişi okuyor.
En fazla 2 kişi aynı anda okumuş.
Bugün 0 kez okunmuş.
En son 2012-02-12 13:32:00 tarihinde okunmuş.













.......................