Yaş 35 yolun ?

35yas_2.jpg
Evet geçen hafta 35 oldum.
Önce 46’sında ölen iyimser! şair Cahit Sıtkı Tarancı’nın meşhur “Yaş 35 Yolun Yarısı” şiirini okudum.Bana göre değildi.
Sonra birazdan okuyacağınız ve uzun zamandır beynimi kemiren aşağıdaki yazıyı paylaşmaya karar verdim.
Peki “35″ yaş benim için ne ifade ediyor?
“35″ gerçekten hayattaki herşeyin anlamının en güzel yerine oturduğu yaş.
Neyi, niçin ve nasıl istediğini artık maksimum netlikte görüyorsun.Ne istediğini bildikçe aldığın haz da artıyor.
İyimser tarafın kötümser tarafınla savaşırken sen uzaktan sadece birimiz ikimizi de kurtarmaya yeter mi diye düşünüyorsun?
Görünen kısmı kadar kökü olurmuş ağaçların…Benim için de öyle mi,gerçekten yolun yarısı mı diye düşünüyorsun…

Ve 35 yaş öyle bir yaş ki…ancak 35′inde ne anlama geldiğini görüyorsun.

35 yaş…

Otuzbeşime bastım geçen hafta…
İlk yarı bitti:
Hayat:1…Ben:0….
Ama belliydi böyle olacağı…
Nicedir başlamıştı belirtiler: Yolda cocuklar
“Amca şu topu atıversene” diye seslendiklerinde kuşkulanmıştım ilkin…
Sonra saçlarımdaki beyaz teller tescilledi yarı yolun ufukta göründüğünü…
Baktım, lise fotoğraflarım sararmış, sınıf arkadaşlarım yaşlanmış. Eş dost sohbetlerinde sağlık ve çocuk konuşulur olmuş, seyahat ve aşk yerine…
Gök gibi gürlemeye alışkın müzik setimin ses düğmesini kısar olmuşum, içimdeki uçurtmanın ipini çekercesine…
“Bizim zamanımızda” diye başlayan nutuklar atmaya başlamışım mezuniyet törenlerinde hayret! Daha dün değil miydi benimkisi?
Yıllar yılı dudak büktüğüm “Ölümden sonra hayat” masallarına kulak kabartmaya başlamışım gizliden gizliye…
İple çektiğim Haziran’lara sırt çevirmişim. Yaşamın orta sahasına girmişim…
İrkilmişim…
Ruhumun ikizleri yine çekiştiriyorlar kollarımdan. Biri “Daha ne gördün ki” diyor yüzünde papatyalarla; “Asıl şimdi başlıyor hayat…! Bundan sonrası rahat!”
Lakin “Buydu görüp göreceğim” diye efkarlanıyor öteki…
“İkinci yarı geçer hızla yaşlanırsın zamanla… ”
Yaşı genç olanlar 35′e uzak durduklarını sanarak “sahi oldu mu o kadar? Hiç göstermiyorsun” tesellisindeler…
35′le çoktan tanış olanlarsa “Hayat hoşgeldin” pankartlarıyla karşılamadalar…
İlk yarı sadece bir ısınmaymış meğer: Asil ikinci yarıda anlaşılırmış tadı hayatın… kavganın… aşkın…
Bense şaşkın… devre arası bilançolarındayım.
Son dönemde, kimbilir kaç kez eski anıyı yaralı ele geçirdim, belleğimin derinliklerinde…?
Kimbilir kaç kez kendime yakalandım, kendimden kaçarken… ve sustum vicdan sorgularında…
Meğer ne yaman serüvenmiş hayat? Bazen yediveren gülleri gibi bereketli… Sanki hayat değil, Körfez krizi mübarek: Bir koyup, beş alıyorsun… Yaşıyor, seviyor ve seviliyorsun… Bazense kıtlıktan kırılıyor ortalık… şaşıp kalıyorsun…
Oysa herkes bilmezden gelse de skoru belli oyunun:
30′larda dedeni ve nineni kaybediyorsun.
40′larında anneni ve babanı…
ve 70′inde kendini….
Şimdi devre arası yolun yarısı…
Bugüne dek ancak tanıştık hayatla…
Ben ona kendimi tanıttım… O bana kendini…
Göğsüme madalya gibi dizdim hatalarımı… Zaferlerim onlar benim… Olgunluğumun yapıtaşları… Ve derin bir yara gibi sakladım başarılarımı…
Asansör çıkarken yukarı, dönüp bakmadım aşağı… Dönmesin diye başım… Ben istikballe arkadaşım… Ne var ki herşey yarım… Hayat da yarım, sevdalar da…
Daha diyeti ödenmedi sevinçlerin… İhanetlerin hesabı sorulmadı…
Nazım’ın dediği gibi; Kopardım portakalı dalından. Ama kabuğu soyulmadı, sevdalara doyulmadı…
“Doydum” diyen gormedim ki ben zaten…
Lakin gel de zamana anlat bunu… Sahi nedir bu telaş, bu kin? Sanki ölüye can yetiştireceksin…
Baktım ikinci yarı kapıda… ve hayatın ceza sahası yakın…
Doldurdum bir kara kutuya 35 yılın hesabını. Acılar, sancılar bir çekmecede, sevdalar diğerinde…
Bir yerde hüzünler ve korkular, bir üstte sevinçler ve zaferler…
Kat kat, dizi dizi dizdim kullanılmış takvimlerimi…
Sabırla kapattım kutuyu, sevgiyle mühürledim ağzını…
İlk yarı bilançom o benim: Yangında ilk kurtarılacak… kazada ilk açılacak…
Yarımlar tam olduğunda kara kutuyu açıp bakanlar teşhis koyacaklar halime… “Çok mutlu olmuş, fazla yüksekten uçmuş zavallı” diyecekler, ya da “sebepsiz alçalmış… Bile bile vurmuş kendini dağlara…”
Fakat kara kutu ancak bir kısmını söyleyecek hikayenin… Kalanı benimle gelecek… Dağların yamaçlarına savuracağım en mahrem hatıralarımı…
Reyhanlar saklayacak sırlarımı…
Skoru bir tek Ege’nin suları bilecek…
Denize kavuşabilirse eğer içimdeki nehir… Hayat:0…Ben:1

Can Dündar’ın 35 yaş yazısı

Yazan: Sonu Yok 
Etiketler: GUNLUK, SonuYok
Toplamda 391 kez okunmuş.
Şuan 2 kişi okuyor.
En fazla 5 kişi aynı anda okumuş.
Bugün 1 kez okunmuş.
En son 2012-02-12 13:43:37 tarihinde okunmuş.

Yorum yap

Lütfen küfür veya hakaret içeren yazılar yazmayınız.Yazınızda size ait e-mailiniz kesinlikle yayınlanmayacaktır.
ÜYELERİN YORUMLARI KENDİ SEÇTİKLERİ AVATARLARIYLA YAYINLANIR...